EGE

Tümü

Tapumuzun Fiyatı Emsalsizdir

26.04.2017 (3 Ay, 24 Gün önce)
Sosyal Medyada Paylaş :
Prof. Dr. Aygün Attar Türkiye yeryüzünün en pahalı arsası üzerinde kurulmuş olan bir devlettir.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nin 25. Yıl Etkinlikleri kapsamında düzenlenen “Türkiye İçin Yaratılan Sorunlar: Ermeni Sorunu” konulu konferans, 24 Nisan 2017 tarihinde, Prof. Ümit Doğay Arınç Kültür Merkezinde gerçekleştirildi.


Giresun Üniversitesi Eski Rektörü Prof. Dr. Aygün Attar Heşimzade’nin verdiği konferansa Rektör Prof. Dr. A. Kemal Çelebi, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muzaffer Tepekaya, Yunusemre Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Dandin, Türk Kadınlar Konseyi Manisa Şubesi Başkanı Mübeccel Kafkaslı, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı.


MCBÜ’nin kuruluşunun 25 yıl etkinlikleri kapsamında düzenlenen konferans nedeniyle üniversitede bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu dile getirerek konuşmasına başlayan Prof. Attar, “Yabancı devletlerin Türkiye’ye husumetinin önemli bir göstergesi olan sözde Ermeni soykırımı iddialarının çürütülmesine yönelik böyle bir toplantı düzenlemeniz; hem yakın dönem tarihine olan ilgi ve alâkanız, hem de Türkiye Cumhuriyeti Devletine ait gerçekleri öğrenmeleri için genç nesle ışık tutmanız adına çok önemli bir hizmettir. 24 Nisan sözde Ermeni soykırımının yapıldığı gün olarak biliniyor. Bir dayatma ile topluma böyle lanse ediliyor. Oysa sözde Ermeni soykırımı olarak kastedilen tehcir yasası, yani Osmanlı Devletinin mecburiyet karşısında kalarak imzaladığı tehcir yasası, 27 Mayıs 1915’te kabul edilmiştir” dedi.


Prof. Dr. Aygün Attar, “Başta Amerika olmak üzere; aralarında Fransa, Almanya, Yunanistan gibi devletlerin de olduğu 29 devlet, meclislerinde sözde Ermeni soykırımı yasasını 24 Nisanı esas alarak kabul etmişlerdir. Oysa ki etnik kimliği nedeniyle insanları dışlamak, her şeyden önce bizim inancımıza aykırıdır. Kudretli bir cihan imparatorluğu olarak varlığını devam ettiren Osmanlı Devleti, 500 yıldan fazla dünyanın efendisi olma özelliğini tümüyle hak eden bir devlet, ekonomik ve siyasi olarak en güçlü olduğu dönemlerde bile yapmadığı böyle bir olayı, neden yapsın? Osmanlı Devletinin Hariciye Nezaretine baktığımız zaman Rumlardan, Ermenilerden müteşekkil olduğunu görüyoruz. Osmanlı Devletinin nazırları içinde hatırı sayılır sayıda Ermeni etnik kimliğine sahip olanlar vardır. Bu da bu söylenenlerin doğu olmadığını gösterir” diye konuştu.


40’dan fazla isyana başvurmuş olan bir grubun, Osmanlı Devleti İstihbarat Teşkilatı tarafından tespit edilerek teker teker evlerinden alındığı gün 24 Nisan 1915’tir.


Ermeni sorununun Türkiye’nin diğer sorunları gibi, dışardaki devletlerin hazırladığı ve sorun olarak lanse ettiği, sonra da bu sorunların çözülememesi için düğüm üstüne düğüm atarak elinden gelen her şeyi yaptığı bir mesele olduğunun altını çizen Attar, “Sınırlarımız içinde yaşayan ermenilerin devlete ihanet hareketini başlattığı, terörü bir araç olarak kullandığı, 40’dan fazla isyana başvurmuş olan bir grubun Osmanlı Devleti İstihbarat Teşkilatı tarafından tespit edilerek teker teker evlerinden alındığı gün 24 Nisan 1915’tir. Yani terör öncülerinin, çete elebaşlarının hapsedildiği gündür.  Kendisini korumak için, vatandaşlarının problemle karşılaşmaması için, her ülkenin yapacağı temel şartı gerçekleştiren bir devlet, bunu neden yaptınız diye tam 100 yıldır eleştiriliyor. 1. Dünya Savaşına giren Osmanlı Devleti, etnik kimliklere kucak açmıştır. Devlet, bu etnik devletlerin selameti için tek şemsiye halinde icraatlar yapmıştır. II. Mahmut’un ünlü bir deyimi, bugün dünyayı idare eden bütün devlet başkanları tarafından kullanılan bir yasa niteliğindedir ve insanlık dersidir.


II. Mahmut şöyle der: “Benim için vatandaşımın camide ibadet edeniyle, havrada veya kilisede ibadet edeni arasında hiçbir fark yoktur. Tümü Osmanlı Devletinin bir bireyidir. Tümü ile ilgili düşüncelerim aynıdır.” Buna daha sonra hümanizm denilecektir, insan hakları denilecektir. Ama ben buna; bin yıllık Türkistan coğrafyasından yola çıkan, biz varız diyerek demir dağları eriten, dünyaya merhaba diyen, cihan mefkûresini yaşam felsefesine dönüştüren, İslamiyeti kabul ettikten sonra İslamiyetin tevhid anlayışı ile bu insanlığı bir biri ile pekiştirip, daha da ileriye götüren asil bir milletin adaletli bir yönetim şeklidir diyorum. Türkiye yeryüzünün en pahalı arsası üzerinde kurulmuş olan bir devlettir. Tapumuzun fiyatı emsalsizdir. Bu nedenle hiç şüphesiz düşmanlarınızın sayısı da fazla olacaktır. Kadim İpek Yolu, Baharat Yolu buradan geçer. Bu nedenle bu coğrafya stratejik konumunu hiçbir zaman kaybetmez. Böyle bir devletin başı bu nedenle dertten hiçbir zaman kurtulmaz ama önemli olan bunu bilerek yaşayabilmektir” dedi.


Osmanlı Devletinin en fazla yardım yaptığı kiliselerin Ermeni ve Rum Kilisesi olduğunu vurgulayan Attar, “Daha sonraki dönemlerde de Fener Rum Patrikhanesine ki hâlâ da devam eder, yardım etmektedir. Ama ne yazık ki bu yardımlar terör faaliyetlerinde silah olarak kullanılmıştır” diye konuştu.


Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet var olacaktır, payidar olacaktır. Bu topraklarda dedelerimizin şehitlerimizin kanı var, gazilerimizin emeği var. Evlatlarımızın geleceği var.


Attar, “Türk tarihi, yıllarca yüzlerce kahramanı bağrında barındırmış ve yetiştirmiş bir tarihtir. Başka bir milleti yok etme adına değil, tarihi hakikatleri ortaya çıkarabilmek için şunu bilmemiz gerekiyor ki, Türkiye’de 20. Yüzyılın başlarında bir ermeni meselesi yaratıldı. Cumhuriyet kurulduktan sonra, Osmanlının çöküşünü fırsat bilen yabancı devletler, bu sorunlarla Osmanlının başını karıştırdılar. Sadece bunlarla değil; Balkan coğrafyasındaki ihanetlerle, Yunanistan’daki ihanetlerle birlikte 30 milyon metrekarelik kudretli bir imparatorluktan, geriye kala kala bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti kaldı. Bunu dahi hazmedemeyen güçler, ermeni meselesinden sonra, Asala’yı çıkardı, PKK’yı çıkardı. Bir milletin tarihi; bir ağacın köküdür. Ne kadar derinlere sirayet eder, ne kadar derinlere işlerse o kadar sağlam olur, meyvesi de o kadar çok ve fazla olur. Tarihinden yüz döndüren bir milletin geleceği olmaz. Çünkü reddi miras hakkına sahip değiliz. Burada oturan her birinizin ailesinden ya Balkanlarda ya Kafkaslarda bugün bizim olmayan ama bizim bir zamanlar olduğumuz topraklar için mücadelede hayatını kaybetmiş bir büyüğü vardır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilelebet var olacaktır, payidar olacaktır. Bu topraklarda dedelerimizin şehitlerimizin kanı var, gazilerimizin emeği var. Evlatlarımızın geleceği var” dedi.


Konferans boyunca büyük bir ilgiyle dinlenen Prof. Dr. Aygün Attar Heşimzade’ye Rektör Prof. Dr. A. Kemal Çelebi tarafından çiçek ve teşekkür belgesi takdim edildi. Prof. Çelebi, verdiği son derece önemli bilgiler için Prof. Dr. Aygün Attar Heşlimzade’ye teşekkür ederek, kendisini üniversitede ağırlamaktan büyük mutluluk duyduğunu dile getirdi.

Sosyal Medyada Paylaş :

DÜN EN ÇOK OKUNAN HABERLER



YORUMLAR

Günün Uyarıları

Tümü