AYDIN

Tümü

Amerikalılar Zeytin Topladı

21.12.2015 (1 Yil, 8 Ay önce)
Sosyal Medyada Paylaş :
EKODOSD Bu Hafta Zeytin ve Tarih Temalı Bir Yürüyüş Düzenledi

Ekodosd Açıklaması;


KARYA’NIN EN GÜZEL KENTLERİNDEN BİRİNE GİTTİK

Bu haftaki etkinliğimizde ölmez ağaç zeytin ve tarih temalı bir yürüyüş gerçekleştirmek için, Aydın’ın dağlarından yağ akan kentlerinden biri olan Karpuzlu’ya bağlı Tekeler Köyü’ne geldik. Beşparmak dağ köylerinin hepsi birer sanat eserine benzeyen taş evlerini yapan ustalarla sohbet ettik.

Taş ustalığının yanı sıra, hayvancılık, arıcılık yapan yöre insanlarının en önemli geçim kaynaklarının zeytincilik olduğunu gördük. Omuzlarında zeytin silktikleri sırıklar, arkalarında beygir ya da eşekler, tüm aileleri çoluk çocuk dağların engebeli arazilerinde geçim mücadelesi vermek üzere yola çıkarken, bizlerde kentlerden gelerek, aynı coğrafyanın güzelliklerini görmek için onlarla aynı yolu kullandık.

Antik dönemde Ege’nin önemli liman kentlerinden biri olan Herakleia’yı, Alinda’ya bağlayan binlerce yıllık döşeme taşlarla yapılmış yolda yürümenin hazzını yaşadık. Günümüze kadar ulaşan ve önemli bölümü sağlam olan binlerce yıllık yolun, su akan bölümlerinde bozulmalar olduğunu gördük.

Büyük zahmetlerle yapılan sınır duvarlarının arasından zeytinliklerin içine girdik.

Su kaynaklarının olduğu alanlarda yorgunluklarımızı giderdik.

Amerika’dan Kuşadası’na gelen ve etkinliğe katılan konukları bölgeyi tanıttık. Gördüklerini Amerika’da anlatmaları için hepsini turizm elçisi ilan ettik.

Yöre insanlarının kutsal ağaç zeytine verdikleri önemi yerinde gördük.

En önemli geçim kaynaklarından biri olan zeytini, engebeli arazilerde bıkmadan usanmadan 7’den 70’e çoluk çocuk günlerce topladıklarını öğrendik.

Tek başına zeytin toplayan yaşlı bir teyzenin 2 ağacını imece usulüyle elbirliğiyle bir çırpıda toplayıverdik.

Dağın, taşın zeytin ağaçlarıyla, tüm zeytinliklerinse insanlarla dolu olduğunu gördük. Ama en önemlisi Anadolu insanının samimiyetini, misafirperverliğinin en güzel örneklerini de gördük. Kentte aynı apartmanda oturup da birbirine selam vermeyen insanların aksine, dağ başında hiç tanımadıkları ilk kez gördükleri insanlara “hoş geldiniz” diyerek, kendi yiyeceklerini ikram edip, bundan büyük mutluluk duyan insanları tanıdık. “Her zeytin mevsiminde mutlaka kuru börülceli tarhana çorbası yaparız” diyen yöre kadınının, hepimize yeterli kaşığı olmadığı için, çorbayı ikram edememenin üzüntüsünü yaşadığını da gördük

Yöre insanı geçim derdiyle uğraşırken, bizleri görüp “Hoş geldiniz, hayrola ne yapıyorsunuz” diye sorduklarında, kendilerinin yanı başından geçip farkında bile olmadıkları bu eserler için geldiğimizi söyledik.

Karya’nın en güzel kentlerinden biri olan, adı gibi güzel Alinda’nın su kemerlerini inceleyerek, kentin içine girdik.

Üyelerimizden ADÜ Kuşadası Turizm Fakültesi Öğretim Görevlisi ve profesyonel turist rehberi olan Yeşim CİNBAŞ tarafından, Alinda tiyatrosunda kentle ilgili bir sunum gerçekleştirildi. Tarihin ünlü Karya Satrabı Mausolos’un kardeşi olan, Karya Prensesi Ada’nın başından geçen dramatik hayat hikayesi anlatıldı.

1765 yılında Latmos’ta İsa Mağarasını bularak, fresklerin içine imzasını koyan Avrupalı gezgin Richard Chandler, Alinda’yı gören ilk yabancı olup, binlerce yıllık kentin hiçbir kazı yapılmadan ayakta kaldığını görünce şaşırmış. Muhteşem yapıların günümüze kadar nasıl bu kadar sağlam geldiğini gördüğümüzde biz de şaşırdık.

Kentin özellikle muazzam duvar işçiliklerine, farklı mimari üslubuna hayran kaldık.

İçinde hala geleneksel yaşamın devam ettiği Alinda’nın, Karya’nın en etkileyici kentlerinden biri olduğunu gördük.

Alinda’nın yükseltilerinden, günümüzün modern yerleşimi olan Karpuzlu’nun manzarasını izledik.

Alinda’yla iç içe olan Karpuzlu’nun ilk yerleşimi Demirci Deresi’nin devşirme taşlardan yapılmış otantik evlerini, ayak yağı işliklerini inceledik.

Hepsi bir sanat eseri gibi duran Demirci Deresi’nin taş evlerinin duvarlarında, olağanüstü güzellikteki antik dönemin izlerini gördük.

Karpuzlu kahvelerinde çaylarımızı yudumlarken, bizleri takip ederek burada bulan Tekeler köyünün balcısından, bal satın alarak onu sevindirdik.

Bölgenin meşhur köftecisi Çine’li Mehmet Zengin tesislerinde köftelerimizi yedik. Amerika’dan gelen konuklarımız, İsviçreli, Polonyalı, İranlı ve diğer üyelerimizle birlikte, doğa ve tarihin içinde bir gün yaşadık. Yediklerimizle, içtiklerimizle, alışverişlerimizle yöre insanlarına katkı sunarak, Kuşadası’na geri döndük.

Sosyal Medyada Paylaş :

DÜN EN ÇOK OKUNAN HABERLER



YORUMLAR

Günün Uyarıları

Tümü